YAŞLI KAPLUMBAĞA

ormanın derinliklerinde yaşayan yaşlı bir kaplumbağa varmış.bu yaşlı kaplumbağa sürekli yeni yerler keşfetmek istermiş ama bunun için çok yavaş olduğunu biliyormuş ve bu onu çok üzüyormuş bu kadar yavaş yürümeyle nasıl dünyanın her yerini gezeceğim diye her gün her gün üzülüyormuş bu onun enerjisini günden güne bitiriyormuş.kendini çok yalnız ve çaresiz hissediyormuş zaten kendini bildi bileli de yalnızmış annesini babasını bile tanımıyormuş ki bir gün gözlerini açtığında kendini ormanda bulmuş öylece.öylece yalnızca başlamış hayata yalnızca geçirmiş koca bir ömür az değil şimdi 150 yaşındaymış kaplumbağa daha ne olduğunu anlamadan geçmiş ömrü.ne yapacaktı ki şimdi ne yapabilirdi aklına hiçbir şey gelmiyordu yavaşlığı onu üzüyordu yürümüyordu ama oturduğu yerde öylece oturmak bir çözüm müydü orası ne olacaktı işte?sonra acaba bu zamana kadar yaşadığım her şeyi kenara bıraksam da yavaş da olsa yürümeye başlasam mı diye düşünmüş.ama hemen değil demiş kendi kendine zaten akşam oldu diye kendini inandırmış akşam yolculuğa mı başlanırmış zaten?neyse o gece güzel bir uyku çekmiş bu fikir bile onu çok mutlu etmiş çünkü kendi kendine verdiği bir karar sonucunda mutlu olmuş öylece.ama tabi sabah olup uyandığında yine bir hüzün çökmüş demiş kendi kendine ben niye bunca sene kendimi cezalandırır gibi hiçbir şey yapmadan öylece köşede üzüldüm niye bana neden kimse bir şey söylemedi?yolda yürürken gördüklerim 2 kelime olsa bile konuştuğu kaplumbağalar hatta tavşanlar bile niye kimse bir şey demedi hem zaten nasıl diyeceklerdi ki tavşan dünyayı gezerken ben daha sokağı çıkamıyordum ki.Ya da demiş ben kendimi niye başkalarına programladım ki yine suç bende miydi ki diye düşünmüş?başkalarından bir şey beklemek ve kendimi hiç tanımamak.neyse böyle böyle yola koyulmuş yürümüş yavaşlığı düşünmemiş tamam dünya bana çok büyük geliyor ama yürümezsem tamamen 0 olurum yürürsem 1 olsa bile benim için başarı değil mi diye kendini motive etmiş sürekli.yürüdükçe dünyaya bakmış bugün ne kadar da güzelmiş aslında demiş.baharın en güzel olduğu gündü sanki güneş yakmıyor rüzgar yanaklarını okşuyordu sanki ah hayat bu kadar güzel bir şey miydi?etrafta envai çeşit çiçekler hatta görmediği bir sürü çiçek bu kadar güzel şeyleri görmek aman Allahım hatta çok kolaymış bazı şeyler kendisi varmış sadece çünkü sadece kendisi ve düşünceleri gittikçe bu enerji onu mutlu ediyormuş ve etrafında farklı kişiler de görmeye başlamış bir tane daha kaplumbağa görmüş sadece selam vermiş ama daha çünkü kimseyle konuşmak istemiyormuş bu anın mahvolmasını istemiyormuş.az gitmiş uz gitmiş gittikçe gitmiş böylece bir hafta geçmiş bir tane de tavşan görmüş bu sefer onunla konuşmak istemiş çünkü sormak istediği bir şey varmış ona.kaplumbağa sormuş tavşana

-merhaba tavşan ne yapıyorsun böyle ağacın altına oturmuşsun öylece?

--dinleniyorum kaplumbağa öylece dinleniyorum başka da bir şey yapmıyorum sen ne yapıyorsun ?

-ben dünyayı gezmeye karar verdim yürüyorum öylece

--ama sen çok yavaş değil misin?nasıl yürüyorsun ki böyle hiçbir yere ulaşamazsın ki

-evet ulaşamam belki ama benim de sana sormak istediğim şey vardı ben yavaş yürüyorum sen hızlı ben yürüyorum sen yürümüyorsun burada sence kim daha önde?

--ama bana kimse yürümemi söylemedi ki ben sadece görevimi yerine getirip sonra günü bitirip uyuyorum 

-bana da kimse söylememişti şimdi 150 yaşındayım daha yeni aklıma geldi bu zamana kadar tek başıma evde durdum öylece şimdi çıkmam gerektiğini anladım işte.peki sen kaç yaşındasın tavşan?

--ben daha 8 yaşındayım belki de tavşanlar çok hızlı olduğu için bu kadar az kaplumbağalar bu kadar yavaş olduğu için bu kadar çok yaşıyor kaplumbağa sen böyle bir şey düşündün mü peki?

-hayır bunu hiç düşünmedim ama ömür dediğin şey kaliteyle doğru orantılı olmalı belki de kim bilir bu dünyada hepimizin görevleri farklı ve en iyi şekilde yaşamak ve kendimizi en mutlu edeceğimiz şekilde yaşamak önemlidir belki de.işte bu yüzden ömrümün son günlerinde kendi kendime yolculuğa çıkmış oldum sanırım hem de iki türlü yolculuk hem içsel hem dışsal.

--çok doğru diyorsun sanırım kaplumbağa.belki de senin bu yolculuğa çıkman benim için bir mucizeydi benim için de çıkmış oldun belki de demek ki bu zamana kadar çıkmış olsaydın çok kişiye yararın dokunabilirdi ya da böyle düşünemezdin bunun için yıllardır düşünmen gerekiyordu kim bilir.

-neyse tavşan sen bunları düşün ben yavaş yavaş gideyim artık daha keşfedecek çok şeyim var ve biliyorsun yavaşlığımı ama artık yavaşım da demeyeceğim ben.gidiyorum kendine iyi bak tamam mı düşün düşün düşünmek bedava en azından düşün görüşürüz belki belli mi olur.

kaplumbağa öylece gitmiş tavşan arkasından bakakalmış öylece kaplumbağa bir kişiye faydalı olduğunun mutluluğunu tatmış oldu şu yaşında değişik duygular varmış demiş kendi kendine.sadece yürümeye çıkmak bile çok şeyi iyileştirmiş hayatında.kim bilir kaç yıl yaşar kaç yılı var ama kararlıymış bu konuda işte yavaş da olsa gitmeye karar vermek korktuğu her şeyin aslında bir hiç olduğunu görmek ona çok güzel duygular vermiş eğer böyle düşünmeseydi kim dokunabilirdi hayatına.işte böylece kaplumbağa sadece yürümüş de yürümüş az yürümüş uz yürümüş düşünmüş taşınmış bu masalda burada bitmiş.... 



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

GEÇMİŞE ÖZLEM