Kulübenin kapısını kapattığında gece henüz başlamamıştı.Ama kız, karanlığın birazdan geleceğini biliyordu.Çünkü bu ormanda bazı şeyler sadece geceleri olurdu.Ve o, burada olmasının bir tesadüf olmadığını hissediyordu.Üzgünlüğünün burada geçeceğini umuyordu her zaman ondan dolayı buraya geliyordu hiç kimsenin olmadığı ve belki de kimsenin giremediği bir ormandı burası.Orman kendisine çağırıyordu kızı her gece adeta içindekileri okuyormuş gibi orman onu gerçekten düzeltebilir miydi artık kız düşünmek istemiyordu ve tek arkadaşı ormandı.Yavaş yavaş ormana girerken bir şey dikkatini çekti bu ormanda yasak olan bazı şeyler vardı içine girdiğinde saatler duruyordu gece gündüz birbirine karışıyordu yaz kış orman ne zaman isterse o zaman oluyordu yani insanın gerçeklik algısını bozuyordu gerçek olmayan bir sürü şey kız kendi kendine düşündü ondan kasaba halkı bu ormana lanetli orman demişti ama bu kızın umrunda olmamıştı çünkü kendini daha fazla ne üzebilirdi?girmişti işte öylece kendisi çok kafaya taktığı için orman ona yardım etmek istiyordu belki de üzüldüğü kadar değer miydi her şey?bak gerçek dediğin şey nedir gerçeklik nedir görüyor musun der gibiydi gerçeklik insanların beyinlerinde yarattığı saçmalıktan ibaretti sen o kurallara göre üzülüyorsun oysa kurallar her yerde geçerli değil senin gerçek dediğin başka bir yerin saçmalığından ibaret demek istiyordu orman kız anlıyordu bunu daha bunlar ilk girişte oluyordu.biraz daha yol aldığında kızın hayatında çok büyük yer edinen aynaya bakmanın burada yasak olduğunu görüyor peki neden böyleydi diye düşünüyor belki biraz daha gezerse anlardı nerden bilelim,evet yürüyor nasılda bu ormana lanetli demişler diye düşünüyor oysa kendisine bir anne şefkatiyle sarılmış gibiydi yürüyor güzel bir gün şimdi gündüz olmuş ve yaz mevsimi ama gece geldiğine emindi ormanın kendine has ilizyonuydu bu.kendini şimdiden yorgun hissediyordu güzelce çimlerin üstüne yatıp uyumak istiyordu öyle bir ağırlık ve uyku çökmüştü işte uyursa her şey güzel olurdu belki diye düşünerek uyumaya daldı çimlerin üstüne etrafında çiçekler uyudu mışıl mışıl o uyurken orman ona masal söyledi adeta kuş sesleriyle işte böyle kaç saat uyuduğu belli olmadan uyandı ve kendini çok iyi hissediyordu o kadar güzel tatlı bir uykuydu ki bu ama tabi ki de tüm dertleri sorunları içinden kopup gidemezdi hala içinde üzüntüsü vardı.tabi ki de orman bunları biliyordu ona yardım etmeye çalışıyordu ve aniden birisi belirdi birisi ama nasıl birisi ne geçmişten gelmişe ne gelecekten gelmişe ne şimdiye ait birisiymiş gibiydi ne kadın gibiydi ne erkek ne yaşlı ne genç.kız irkildi sordu kimsiniz diye o varlık ona cevap vermedi ama yürümeye başladı o varlık kız da gayriihtiyari onu takip etmeye başladı korkmuyordu nedense zaten korksa buraya giremezdi o varlık yürüdü kız yürüdü ikisi de birlikte sadece yürüdüler yürüdükçe kızın içindeki hüznün birazı olsun gitmeye başlıyordu adeta içinden geçirdi acaba varlık konuşabiliyor muydu sordu yürürlerken arkasından seslendi kimsiniz acaba?diye varlık cevap verdi ne önemi var sen korkmadan beni takip ediyorsun korkmadığına göre sorunun önemi de yok dedi.kız şaşırmamıştı doğrusu doğru kim olduğunun ne önemi vardı gerçekten gerçek dünyada da önemi olmayan ne çok sorular soruyormuşuz böyle diye içinde geçirdi ve gerçek dünya her neyse işte diye.varlık gitti gitti kız ardından gitti orman bir yaz oldu bir kış bir gündüz oldu bir gece kızın üstündeki tek kıyafet onu ne üşüttü ne terletti güneş var yakmıyor kar var üşütmüyor ama kız hiç garipsemiyor bunları sanki ömrü boyunca hep burayı beklermiş gibiydi.evet işte varlık gitti gitti sonra bir yerde aniden durdu bir duvar vardı o kadar büyüktü ki sanki gökyüzüne kadar uzanıyordu kıza dedi buradan ikimizi de geçireceksin kız anlamamıştı ne demişti varlık devam etti evet geçireceksin istersen sonsuza kadar beklerim burada sen geçiremezsen kimse geçiremez bizi buradan kız dedi ama ben hiçbir şey anlamadım.“Varlık duvara baktı, sonra kıza.
‘Anlaman gerekmiyor,’ dedi.
‘Sadece geçmen gerekiyor.’
Kız duvara yaklaştı ama duvarda bir kapı yoktu.
Ne bir çatlak, ne bir iz.
‘Nasıl geçeceğim?’ diye sordu.
Varlık ilk kez duraksadı.
‘Bakmadan,’ dedi.
‘Bu duvar, sadece bakmadan geçilir.’”bakmadan geçilir ve bu sırrı çözerek geçilir 
kız yine bir şey anlamadığını söyledi varlık anlaman için çok vaktimiz var zaten vakit denilen şey her ne ise.kızın kafası allak bullak olmuştu zaten vakit denilen şey her ne ise diye düşünmüştü.sonra orada saatlerce durdular saatlerce kızı yine uyku bastırdı uykuya direnemeden uyudu ve hiç rüya görmedi zaten rüya bu orman değil miydi diye düşündü uyanınca ve biraz daha öylece durdu düşündü belki aklına bir şey gelir diye yavaş yavaş geliyordu sanki bakmadan demek gözlerini kapatmak olsa sır neydi peki sır da acaba tabi ya diye düşündü gözümde büyüttüğüm her şey bu duvar gibiydi kocaman gökyüzüne uzanır gibiydi tabi ya dedi tabi ya.varlığa baktı olduğu gibi arkası dönük şekilde kızı bekliyordu varlığa dedi hadi geçelim varlık dedi emin misin kız evet dedi hadi ve varlık dedi önce senin geçmen gerekiyor kız gözlerini kapattı içinden geçirdi sen benden büyük değilsin çok küçüksün bu kadar büyük gözükmen seni büyük yapmaz dedi gözleri kapalıyken ve direkt geçti sonra varlık geçti kız geçtikten sonra arkasına baktı ne duvar kalmıştı ne bir şey kızın çok şaşırması gerekiyordu ama hayır aksine sanki cevaplar buradaymış gibi hep kafasındaymış da çıkaramamış gibi hissetti.varlık hala öndeydi zaten kız ne zaman durursa durup kız ne zaman giderse gidiyordu kız soru sorunca cevaplıyor sormayınca bir şey demiyordu aman Allahım diye içinden geçirdi kız uzun zamandır kendimi bu kadar huzurlu hissetmemiştim ama tabi aşması gereken birkaç evre daha vardı sanki hissediyordu bunları ve varlığın niye geldiğini hepsini hissedebiliyordu evet evet bunların hepsinin bir açıklaması yaşadığı fantastik olayın da bir açıklaması vardı artık emindi.ve evet varlık gidiyordu kız gidiyordu az ileride göl gördü varlık durdu buradan nasıl geçeceğiz diye sordu kıza kız yine anlamamıştı nasıl yani diye sordu varlık cevabı sende yine dedi kız düşündü düşündü kocaman göl gölden geçmek için sandal lazım diye düşündü ama etrafta sandala benzeyen hiçbir şey yoktu.kız varlığa sordu sandal olması lazım buradan geçmek için dedi varlık sence öyle mi gölden geçmek için sadece sandal yeter mi al bak sağında bir sandal var dene geçebiliyor musun?kız koşa koşa sandala gitti göle doğru itti sandalı içine oturdu varlığı da çağırdı hadi dedi kürekleri çekelim gider şimdi çektiler kürekleri ama bir milim bile ilerlemedi sandal kız umutsuzca yorulduğunu hissediyordu ama dedi ben bunun cevabını bilmiyorum bana yardım edemez misin?varlık bu zamana kadar anladın bence burada ki tüm problemleri kendin çözmen gerekiyor ben sadece seninle giderim kız bu laftan sonra yorgun ve umutsuz bir biçimde uykuya daldı yine kaç saat uyuduğunu bilmeden uyandı her şey yine bıraktığı gibiydi cevabı neydi içinin sesini dinlemeye karar verdi bu göl dedi çok büyük yine uçsuz bucaksız yine mi gözümde büyütüyorum diye düşündü hayır bu sefer ki cevap bu değildi sanki peki diye düşündü kız bu göl dedi tıpkı benim gözyaşlarım üzüntülerim gibi kocaman bu zamana kadar ağladığım akıttığım gözyaşları bu gölü doldurmuştur belki de neden olmasın çok ağlamıştım nasıl da fark edememişim ben bunu ne kadar da kötülük yapmışım dedi kendi kendine.evet dedi o zaman bunu tam tersine çevirmeliyim o zaman benim gülmem gerekiyor her güldüğümde kürek gidecek belki de denemeye karar verdi varlık dedi gülerek küreği çeker misin ve evet sandal gölün üstünde gidiyordu gölün üstünde her güldüğünde kürek çevriliyordu ömründe gülmediği kadar gülmüş oldu.Ve gölün sonuna geldi içinde inanılmaz bir mutluluk vardı ama hala bir eksiklik vardı bir tane daha  bir nokta daha vardı bunu biliyordu evet gölü geçtiler oradan sonrası aynı ormanın içi aynı yer geriye dönüp baktığında göl yok olmuştu.varlık gidiyordu kız da arkasından gidiyordu gittiler gittiler ve çok karanlık bir yere geldiler karanlık kapkaranlık bir yer o karanlığın içinde bir ev vardı bundan emindi karanlıkta ilerlerken o eve girdiler eve girer girmez her yer o kadar aydınlık bembayaz ışık doluydu ki gözleri kamaşmıştı iki zıt olayı yaşadığı için evin içinde ortada bir masa oraya oturdular ev iki katlı bir evdi kızın arkasında yukarı çıkan bir merdiven vardı varlıkla kız karşı karşıya oturdular kız varlığa dedi şimdi ne olacak peki?varlık cevap verdi biliyorsun ki bunun cevabını da sen bulacaksın her bu olaylardan sonra zaten kızın uykusu gelmiyor muydu kızı yine uyku bastırdı masaya bir kolunu yastık gibi yaparak uyudu ve yine kaç saat geçtiğini bilmeden uyudu sadece uyandığında yine aynı şekilde varlık vardı ve düşünmeye başladı kalktı etrafa bakındı ahşaptı her yer vitrine baktı camını açtı ahşap oyuncaklar ahşap eşylara etrafına bakarken yukarı merdivene çıkmaya çalıştı ama çıkıp çıkmama konusunda kararsızdı varlığa sordu çıkayım mı diye varlık cevap verdi kendin bilirsin kız çıktı yavaş yavaş ama her bir basamağında alt kat kapkaranlık oluyordu sanki evet evet aynen öyleydi kız çıktı varlık arkasındaydı ve çıktıkça alt kat karanlığa gömülmüştü kız yukarı çıktı bir de ne görsün her tarafı aynayla kaplıydı her tarafı kendini her yerden görüyordu ve midesi bulanmıştı kızın bu beni çok rahatsız etti varlık benim ne yapmam gerekiyor diye sordu varlık sadece düşün diye cevap verdi kızın içinden çok ağlamak geldi hüngür hüngür ağladı ağladıkça gözlerini sımsıkı kapattı ve anlıyordu sanki yavaş yavaş ömrü boyunca hep aynaya göre hareket etmişti kendini güzel gördüğünde kendine iyi davranıyordu çirkin gördüğünde çok kötü ve şimdi kendine ne kadar yazık ettiğini anladı kötü davrandığı zamanlar alt kat gibi kapkaranlıktı zifiri bir karanlık aman Allahım dedi tekrardan benim hayatım sadece bunlardan ibaret mi diye düşündü ne kadar kötülük yapmışım bir başkası bana bu kadar kötülük yapamazdı diye düşündü ağladı ağladı ve aynanın birisine yaklaşarak sen gerçek değilsin dedi haykırdı adeta sen gerçek değilsin o bağırmayla ayna kırıldı aşağıda hafif bir ışık hüzmesi oluştu sonra bunu tüm aynalara yaptı haykırdı haykırdı tüm aynalar kırıldı yok oldu şimdi her taraf aydınlık oldu her taraf ve kız o ağlamayla içinden sanki yılların hüznünü söküp atmış gibi oldu kendini bir kuş gibi hafif hissediyordu ve bir süre sonra baktığında ne ayna kırıkları vardı ne bir şey aşağı kata indi varlıkla birlikte sonra yavaş yavaş yürümeye başladılar bu sefer artık tüm sorunlarını çözdüğünü hissediyordu ve içinde bir his vardı varlığın kaybolacağına dair o gitti kız gitti ormanın sonuna doğru geliyorlardı varlık gerçekten gözden kayboldu arkasına bile bakmadan sonra kız ormandan çıktı evinin yolunu tuttu sanki üzerinden asırlar geçmiş gibiydi ama eve gittiğinde sadece ormana kadar yürüdüğü kadar vakit harcamıştı her neyse bu kadar bu kadar mutluluğu bozmaya gerek yok diye eve gider gitmez uyudu da uyudu ne kadar kaldığının ne önemi vardı birisine anlatsa inanır mıydı?sadece uyudu sadece öyle derin öyle güzel uyudu....

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

GEÇMİŞE ÖZLEM