zamanın ötesindeki aşk
ağlıyorum ağlıyorum yine ağlıyorum ne zaman gelecek bu iyi günler ne zaman içim huzur bulacak akıp giden ömür oluyor farkına varmadan bazı şeyler elimizde değil ama bazı şeyler de elimizde kalkıp silkelenecek gücü kendimde bulamıyorum.Sen benim dediklerimi anlıyorsun değil mi çünkü kimsenin beni anladığını sanmıyorum öyle oturup beni yargılayan gözlerle bakma lütfen içimdeki fırtınaları üzüntüleri bilmiyorsun bir yumru var geçmiyor asla içime girmiş çıkmıyor asla.Ne yapmam gerektiğini yönümü,yolumu bilmiyorum nereye gidiyorum rüzgarda uçan yaprak gibiyim sanki hiç gücüm yokmuş gibi bitmeyen bir ızdırabın içindeyim bitmiyor geçmiyor ben sadece ağlıyorum bunları sana anlatıyorum biliyorum sen de anlamayacaksın..çünkü sen de sadece akşamları geliyorsun gerçek olmadığını biliyorum ama inanmak istemiyorum çünkü sana ihtiyacım var şimdi izin verirsen uyumak istiyorum aslında uyumamın bir anlamı da yok yapacak bir işim bir umudum bir amacım yok sadece uykum geldiği ve biyolojik saatime karşı koyamadığım için uyuyorum yarın sana yine anlatacağım dinle beni iyi geceler şimdiden.İnsan ne düşünürse onu görür rüyasında bilinçaltımıza attığımız ne kadar şey varmış meğer der rüya görürken ben yine şaşırmadım çok üzüntülü ve yine başkalarına dert anlattığım rüyalar gördüm özellikle ölülere bundan da asla kurtulamıyorum..sabah oldu dün çok ağladığım için yüzüm gözüm dağılmış haldeydi yine aynaya baktım baktım saatlerce baktım niye bakıyorum bunun sebebi de yok yaptığım çok sebepsizce şeylerden yalnızca biri de budur.Size her şeyi anlatmaya karar verdim dışarı çıkmıyorum sadece kendi başımayım bunun için güzel veya iyi giyinmemin bir anlamı yok o zaman kendimi niye böyle üzüyorum kötü dağınık gördüğümde?kafamdaki sorular gitmiyor ve benim beynim neden sürekli geçmişi ve geleceği düşünüp ama sürekli düşünüp duruyor ve bundan dolayı mutsuz oluyorum buraya kendimi tanıma adına geldim küçük bir kulübe ormanda.Kendimle yüzleşmeye geldim duygularımla kimim ben kendime niye engel olamıyorum buna izin vermeyen şey nedir kafamı nasıl toparlayabilirim biliyorum bu normal bir düşünce şekli değil kendimi tanıma serüveni.İnsan kendini de tanıyamazsa niçin yaşar ki zaten belki de kendini tanımayan milyonlarca insan geldi geçti bu dünyadan.bir beden var bir de ruh bu kadar karmaşık ne olabilir yok aklım almıyor bazı şeyleri bunları düşünürken kendime bir kahve yapmaya karar verdim bu adeti de buraya geldiğimden beridir yapıyorum zinde kalmak için bu kadar boşluk ve hiçbir şey yapmamak bünyeme çok ağır geldi.kahve ve kahvaltıdan sonra ormanda yürümeyi düşünüyorum bu yazdıklarım benim duygularım ve yaşadığım olaylar beynimdeki her şeyi buraya aktarmayı düşünüyorum evet nerede kalmıştık ormana yürüyüşe çıkmam lazım tekliği iliklerimde hissetmem lazım daha bir gece kaldım şimdiden o sıkışıklıktan çıkmış kendi ağırlığımı hissetmiş oluyorum evet kapıyı kapattım adımımı attım.önce gökyüzüne baktım muhteşem berraklıktaki bu muazzam olaya aşağıdan yukarıya bakmak insana kim olduğunu hatırlatması gerekirken normal hayatımın içinde bunu ne kadar da unuttuğumu fark ettim.yavaş yavaş yürümeye başladım ormanda neleri göreceğimi merak ederek umarım tehlikeli şeylerle karşılaşmam diye düşündüm burada olduğumu kimse bilmiyor çünkü.Her şey bu kadar güzelken neydi beni üzen sahi beynimi kafamı mı çok zorluyordum topluma mı uymaya çalışıyordum uymayınca benim düşük olmamış olduğum sonucu mu ortaya çıkıyordu neydi beni üzen yeşillik,doğa,gökyüzü,kuş sesleri,dere,dağ.Aman Allahım yeşil mavinin her tonu tamamen kendimi ilk doğdumdaki gibi özgür dertsiz tasasız bırakmaya başladım kendimi bulmalıydım benim kendi serüvenim bu.bunları düşünerek gidiyorum ayaklarımın beni götürdüğü yere doğru ağaçların ilerisinde bir kıpırtı görür gibi oldum gitmeye korktum ama içimden bir şey beni gitmem için zorladı baktım çalıların arasında minik bir sincapmış aman Allahım sen ne tatlı bir şeysin öyle onu öyle görünce içimi sevinç kapladı ben ormandaki gezintimi yaparken beni birinin takip ettiğini nerden bilebilirim çünkü bunları ileriki zamanlarda anlatacağım hayal görmüş olamam.evet orman gezimi en son dere kenarına gelip ondan sonra geri dönerek bitirdim kapının önüne geldim ve birisinin beni takip ettiği his kapladı hemen içeri girdim oturdum koltuğa bu hissin geçmesini bekledim sadece bekledim orman havası da çarptı bunları düşünürken uyuyakalmışım anahtar da kapının ağzında kalmış.uyandım etrafa baktım buraya geldiğimde kendime söz vermiştim telefon kullanmayacağım diye bunun için tuşlu telefonu almıştım yanıma tamamen kendimle başbaşa kalmak için 2 haftam vardı belki bi şeyler yazar belki okurum ama asla kendimi hiçbir şey için zorlamayacaktım.koltuktan kalkıp tekrar mutfaga doğru gidip kahve yapmak istedim mutfağa doğru gittim sanki pencerenin orada da bi karaltı birisi var gibi geldi oysa akşam gayet iyi de uyumuştum ama dedim ama biliyorum birisi vardı aklımı kaybetmedim dün gece gördüğüm kişi de gercekti.Kime anlatsam bana deli der kesin ama insanların ne düşündüğü benim için önemli mi hayır burda sadece kendimim ve kendi duygularım kendi benliğim önemliydi öyle söz vermiştim kendime
Yorumlar
Yorum Gönder