o akşam yine her zamanki gibi oluyordu aşağı yemeğe inmek mecburiyetindeydim ama canım hiçbir şey yapmak istemiyordu baskı duymamak laf duymamak için aşağı iniyordum...yine uzun uzun kasvetli bakışlar söylenecek ama söylenemeyen sözlerin gerginliği herkesin birbirine olan nefreti görünmez duvarlar akşam yemeği her zamanki gibi işkence oluyordu benim için.Yavaş yavaş odamdan çıkıyordum merdivenlerden inerken aile üyeleri oturmuş beni bekliyorlardı geniş bir masa loş ışıklar iner inmez annem homurdanmaya başladı niye geç kaldın diye bense her zamanki soğuk kanlılığımla biraz uykum vardı ondan dedim artık hiçbir şey duymak istemiyordum ama annem başka şeyleri kurcalamaya başladı sordukça soruyor bunun bir sonu olmayacağını düşünüyordum ki araya babam girdi neyse dedi noldu sizin şu miras meselesi babam beni öyle güzel kurtarmıştı ki ama kendisini nasıl bir topa getirdiğinin farkında değildi ah baba ah.Kardeşlerim şakalaşıyorlardı ben en büyük ve 2 kardeşim daha vardı biri kız biri erkek,kız olan büyük erkek olan küçüktü yani anlayacağınız ailenin bütün ilklerini ben yaşadım annemin bütün homurtularını ben çektim.Yemeğimi yedikten sonra masadan kalkmak için izin istedim ve odama çıktım odamda özgürdüm bazen hiçbir şey yapmadan günlerce duruyordum burada sadece düşünerek yatağıma uzanarak hayatımın değişeceğini umarak bazense elime bir kitap alıp okumaya başlıyordum ama hep kendim sadece ben bu duygu küçüklükten beridir var içimden hiç çıkmadı bir yere de gitsem çıkmadı yenmek için uğraştım yine olmadı en son kabul ettim bazen boşluğun da faydası olur dedim akışına bıraktım kopsun içimdeki fırtınalar yaşayım bütün duyguları en derininden kendimi özgür bırakayım ağladığımda ağlayım güldüğümde doyasıya güleyim yaşamadan hiçbir şey öğrenilmez.Odamda şarkı dinlediğim bir gün okuldan arkadaşım gelmiş annem içeri davet edip yukarıda olduğumu söylemiş özel hayata saygı diye bir şey de kalmamış diye geçirirken arkadaşımın ayak seslerini duydum odama doğru gelip kapıya tıklattı kim açacaktı şimdi kapıyı hiç halim yok ki benim diye içimden geçire geçire açtım selam verdi içeri girdi çocukluk arkadaşım benim ama ben kendimi bile kaldıramıyorken neyse umarım birazdan gider diye düşündüm
-ne içersin diye sordum
--bir kahve olsa fena olmaz sana anlatacaklarım var 
-ne anlatacaksın ki 
--önce kahve gelsin anlatayım 
-tamam ben aşağı gidip hazırlayıp geleyim 
--söyle aşağıdakiler yapsın ?
-yok sana kendi ellerimle yapmak istiyorum sende istediğin şeyi yaparsın gelinceye kadar
--tamam pekala bekliyorum
aşağı inerken ne diyecek diye düşündüm ama odadan sırf daraldığım için çıktım girer girmez bunaldım acaba insanlar neden beni bu kadar yoruyor sıkıyor nerede hata yapıyorum anlamıyorum yalnızlık niye bana bu kadar huzur veriyor üff kendi kendime sorduğum sorulardan bile yoruluyorum zaten tek arkadaşım da oydu düşünmeyim derken mutfakta buldum kendimi.Önce cezveyi çıkardım sütü,kahveyi çıkardım hazırlamaya başladım yanına bir de çikolata ocağı yakarken annem içerden çıktı 
-aa niye sen yapıyorsun kızım bunları söyleseydin ben yapardım 
--anne önemli değil kendim yapmak istedim
-tamam pekala ben gidiyorum bir şeye ihtiyacın olursa söyle lütfen 
--tamam anne söylerim 
hazırlanmıştı zaten onları da alırken yukarı çıkıyordum kapıya geldim içeri girdim 
--ne çabuk hazırladın öyle 
-teşekkür ederim anlatacağın şeyi merak ettim ondan biraz acele ettim
--evet anlatacağım şeyi merak edeceğini tahmin etmiştim beni buraya konuşmam için ufuk gönderdi sen onu hiç görmüyorsun ama o sana sırılsıklam aşıkmış hiç bakmamışsın ona hem de hiç sana saatlerce bakmasına rağmen kaç senedir hem de ben bunu duyunca çok şaşırdım 
-sen gerçek mi diyorsun?
--evet niye demiyim ki gerçekten diyorum seni düşünmeden edemiyormuş nasıl olduğunu o da anlamamış ama sevmeye başlamış çok kendi halindeymişsin bu onu etkilemiş senin gibi güzel birisi nasıl böyle olabilir diye 
-ben Ufuku sadece isim olarak biliyorum ben ona hiç bakmadım bile şu an ne düşüneceğimi bilmiyorum etkilendim mi etkilenmedim mi onu da bilemiyorum 
--ama görünüşe göre o çok etkilenmiş en son çare beni gönderdi çünkü sen onu asla fark edemezmişsin aferin yani sana 
-karakterimi böyle olmayı ben seçmedim ara tatilinin bitmesine de az kaldı okullar açıldığında ne yapmam gerektiğini de bilmiyorum şimdi bunu artık uzun uzun düşünmem lazım 
--tamam o zaman benim de kahvem bittiğine göre ben gideyim artık 
-hay hay nasıl istersen 
aşağıdan geçirdim ve odama yine çıktım ama bu sefer düşündüklerim çok karışık şeyleri daha önce aklıma gelmeyecek duygular aklım karmakarışık kalmıştı beni böyle bir şeyin sarsacağı aklıma bile gelmezdi demek ki kendimle ne kadar yalnız kalmış olsam bile kendimi zerre tanımamışım.yatağıma uzandım yan döndüm pencereden dışarıya baktım her taraf bembeyaz penceremin önündeki ceviz ağacının dalları ve bembeyaz kar kasvetli bir hava bir taraftan soğuk bir taraftan rüzgar bir taraftan kar bunlara bakarken uyumaya dalmışım içimde bir rahatlık belirdi böyle huzurlu bir şekilde uyumayı özlemişim düşündüm kendi kendime acaba benim eksikliğim sevilmemek miydi?denesem ne çıkardı 
şans versem kendime sevmek nasıl bir şeydi sevilmek nasıl bir şeydi hiç tatmadığım duyguları tatmak
istemek acaba bunları yaşarsam mutlu olur muydum?ah insan kendini tanıdığını sanıp nasıl da hiçbir şey bilemiyormuş ah ne kadar kendimden eminmişim yoksa çok sert görünüp en ihtiyacım olan şey bu muydu ya da bu nereden çıktı mı diyecektim sorular sorular bitmeyen sorular.O hafta böyle geçmişti okullar yarın açılıyordu ve ben yine akşam yemeğindeydim her zamanki boğucu sohbetler konuşmalar kardeşlerimin tartışmaları bu evden gidince huzur bulabilecek miyim onu düşünüyordum yine böyle bir şey mümkün olsa keşke diye içimden geçiriyordum.
Ohh Allahım sonunda bitti odama çıkıyorum yine neyse yarın okul açılacak hazırlığımı yapayım çantamı ve kitaplarımı hazırlarken kitabın içinden bir mektup düştü kıpkırmızı bir mektup ben bunu daha önce nasıl görmedim çok tuhaf kalpler yapıştırmış küçük küçük aslında alıcı gözle baktığında çok tatlı güzel hazırlanmış ama o anki duygu durumuma göre hiç etkilenmediğim gibi bir gülme aldı ki sormayın katıla katıla güldüm birisi benim kitabıma mektup koymuş tabi kimin koyduğunu artık biliyorum.Aman Allahım ben ne hissedeceğimi şaşırdım artık gülüyorum ama içim bir buruk hayatımdaki yepyeni bir duygu nasıl tepki vereceğim hani yeni bir hastalıkla virüsle karşılaşırsınız vücudunuz nasıl tepki vereceğini bilemez ya aynen benim durumum böyle oldu yarın ne diyeceğim ne yapacağım nasıl bakacağım bunca yıl yüzüne bakmadığım birisi neyse uyuyayım bakalım yarın ne gösterir ne olur...tabii o kadar kolay uyuyamamıştım gece oradan oraya dönerken düşünürken buldum kendimi bu olayın beni böylesine etkileyeceğini sanmazdım saat 3ü buldu 4ü buldu derken gözlerim hafif kapanmış çok kısa da bir rüya görmüştüm Ufukla ilgili neyse ki saat 7.30 olmuş alarm çalıyordu uyandım zaten çok mu güzel uyumuştum?Evet önce kahvaltıya inmem lazımdı birkaç bir şey atıştırıp yukarı çıkıp üstümü giyip çıktım bugün karda yürümek istiyordum babama kendim gideceğimi söyledim ilk defa hiçbir şey demeden tamam dedi.Her taraf bembeyaz karla kaplanmış havanın o çok soğukluğunu kesmişti attığım her adımda ayakkabımdan kar sesi çıkıyordu öyle güzeldi ki evden çıkıp okula bile gitmem acaba kendime çok mu yükleniyordum bu kadar kapatarak bunları düşünürken yavaş yavaş yürümeye devam ediyordum tadını çıkara çıkara bir ağaçtan kuş sesleri geliyordu mutlulardı çok fazla dünya ne kadar kötü olursa olsun sanki bize hala umut olduğunu mutluluk olduğunu hatırlamakla görevlilermiş gibi ya da tam tersi bizim hiçbir şey umrumuzda değil dermiş gibi biraz daha hafifledim bunları düşünürken yaşarken.Şu yokuşu da çıktığımda okul çam ağaçlarının ve arkasına aldığı dağların tam ortasındaydı yol boyunca yürürken farkına varamamışım ama kalbim güm güm atmaya başladı üff sanki nereden çıkmıştı bu.Okulun kapısından içeri girdim Allahtan dışarıda değildi.Sonra yukarı çıktım bizim sınıfa arkadaşımın yanına geçtim beni bekliyormuş mesaj da atmamıştı ama beni orada bekliyormuş oturdum kalbim ağzımda o bana başka şeyler anlatmaya başladı ben sınıfta kim var kim yok bakamadım bile ama hissetmiştim ordaydı evet varlığını hissediyordum ben sevilmeyi mi bekliyormuşum bu zamana kadar hiç fark etmediğim birisi beni sevdiğini söyledi diye bana ne olmuştu böyle oturdum kafamı bile çeviremedim bana bakıyordu kesinlikle bir cevap vermemi bekliyordu ne yapacaktım şimdi ne düşünecektim ne hissedecektim olur mu diyecektim olmaz mı?Yok hayır kesinlikle kafamı çevirmemeliyim çevirme ne olursa olsun lütfen diye kendime telkin veriyordum hoca geldi ilk defa hocanın sınıfa girdiğine çok sevinmiştim kurtarıcım olmuştu içimden ne kadar çok teşekkür varsa ettim şimdi dersi dinleyebilirim tabi bu kafayla ne kadar olursa odaklan odaklan.
Aman Allahım yine bana bakıyor bu bakmayı hiç kesmeyecek mi böyle ben ona bakmasam bile varlığını üstümde hissediyordum gözleri delip geçiyordu eminim buna kesin teneffüste gelecek ve ben konuşacak halde değilim ilk defa kendimi böyle çaresiz böyle güçsüz hissediyordum hoca anlattıkça anlattı anlattı ve ders bitmek üzereydi neyse kafamı biraz sıranın üstüne koyayım uyur gibi yaparım onun olduğu diğer tarafa kafamı çevirip uyur gibi yaptım ama bir kuvvet beni tam onun tarafına bakmaya zorladı engel olamıyordum hayır hayır çevirmemem lazım hayır derken kafamı çevirip gözümü ona diktim ve evet haksız değilmişim bana bakıyordu biliyordum baktığını nereden buluyordu bu gücü ya da ben baktığını ilk fark ediyordum ama çok masum bakıyordu gözlerinde yumuşaklık vardı.Zil çalmıştı ve ders bitmişti ne yapmak lazımdı şimdi sınıftan çıksam mı yoksa dursam mı ya ne yapmalıydım yavaş yavaş çıkıyordu arkadaşlar sınıf boşalmaya başladı ben gitmeyince O da gitmedi ama yanıma da gelmiyordu iyi ki gelmiyordu daha kendimi daha kötü hissedecektim eminim buna.Aslında böyle düşününce düşünceli bir çocuk gibi duruyor ve davranıyor acaba benim mi gelmemi istiyordu ki?tabi cevap bekliyordu hala bakmayı kesmedi çünkü ne vardı bu kadar bakacak bütün vücut sistemlerim hormanlarım duygu durumum allak bullak oldu ama yok kalkıp gitmeyeceğime söz verdim olmaz ben kalkar kalkmaz geleceğini biliyordum ne diyeceğim sanki ne diyebilirim?Bugün haddinden fazla uzun sürmemiş miydi?evet evet sürmüştü ama sonunda bugün bitti son ders zili çaldı ve hemen hazırlanıp arkadaşlarla beraber çıkmıştım ki beni yakalayamasın diye öyle de oldu biraz kalsaydım eminim benimle konuşacaktı ama yok ben daha kendimi hazır hissetmiyorum bugün artık koşa koşa eve gitme vakti derken kendimi evde buldum ohh kapıdan içeri girer girmez annemi görmek son zamanlarda annemi gördüğüme bile bu kadar sevinmemiştim hatta sarıldım bile çok şaşırdı.Kendimi direkt yukarı attım odama üstüm başımla yatağımın içine girdim bu kadar düşünmeye karşı kendimi çok yorgun hissediyordum doğal olarak öyle uyumuşum birkaç saat kalktığımda saat 7 olmuş.Kendimi dinlenmiş hissettim aşağı indim hatta akşam yemeği için acıkmışım bile yoksa normalde hiç iştahlı birisi değildim yedim yedim sanki bir şeylerin intikamını alırmış gibi yedikçe yedim tekrar odama çıktım aile konuşmasını yine çekmek istemiyordum.Yukarı odama çıktım yine aklıma da ders çalışmam lazım olduğu geldi tabi dersleri nasıl unuturum yavaş yavaş başlamam lazımdı en sevdiğim ders olan matematiği açtım bugün ne işlemişiz inceledim daha 5 dakika olmadan bile aşırı sıkılmış bunalmış hissettim ve kapattım yok olmayacaktı böyle en iyisi geri uyumak diye tekrar uyudum kendime bu kadar yüklenmenin mantığı nedir değil mi?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

GEÇMİŞE ÖZLEM